Sühreverdi’nin felsefesinde ruhun bedenden farklı özellikleri üzerinde çok durulmuştur. Ona göre ruha nefs-i natıka da denilebilir. Ruh nurani bir cevherdir. Bedenin ölümünden sonra sonsuz aleme göçer. Ruhun idrak edici zahiri ve batini kuvvetleri vardır. Zahiri kuvvetler, beş duyu dediğimiz dokunma, tatma, işitme, koklama ve görmeden ibarettir. Batini güçler ise;Müşterek, his hayal, vehim ve hafızadır. Sühreverdi’ye göre ruh bir yere muhtaç değildir. Onun bedenle ilişkisi geçicidir. Bedenle ruh arasında karşılıklı şevk vardır. İnsan bedeni kuvvetlerden arındıkça öncesiz ve sonrasız bilgilere kavuşur. İyi ameller yaparak bedenin tutkularından uzaklaşan ruh manevi zevklere dalar. Kötü işleri yapanların ruhları ise bedenden ayrıldıktan sonra karanlık içinde kalırlar. Azaptan kıvranırlar, keder ve gamdan kurtulmazlar. Maddenin bağlarından kurtulanlar ise güzel nimetler elde ederler. Nur deryasına dalıp mutlu olurlar. Maddenin maneviyatı engelleyici bağlarından kurtulan ruhlar kutsal alem de bir çok gizli bilgileri öğrenirler. Uyurken ve Uyanıkken bazı sırlar keşfedilir. Bilindiği üzere Tasavvufta Keşf’e giden yol yiyeceği ve uykuyu azaltıp boşboğazlıktan kurtulmakla olur. Bedenin ölümünden sonra ruhun şartları, bu hayatta ulaştığı bilgi ve manevi temizlik derecesine bağlıdır. Üç türlü ruhi dereceden söz etmek mümkündür. Bunlar aynı zamanrda ahlaki derecelerdir. 1-Bu hayatta bazı manevi temizliğe ulaşanlardır. Bunlara Su’eda (Mutlular) denilir. 2-Kötülük ve cehalete karışmış ruhlar. Böyle ruha sahip olanlar, toplumun huzurunu kaçıran kimselerdir. Bunlara Eşkıya (Bedbahtlar) adı verilir. 3-Bu hayatta işraka yani manevi parlaklığa ulaşmış hekimlerin ruhları. Bunlara da Müteallihin (Allaha yakın olanlar) denilir. 1. Gruba giren ruhlar beden öldükten sonra her şeyin aslının bulunduğu aleme giderler. Orada bu dünyada gölgeleri bulunan seslerin, kokuların gerçeğiyle karşılaşırlar. 2.Gruba giren ruhlar, beden öldükten sonra felaketlerin ve karanlıkların bulunduğu aleme giderler. 3.Gruba girenler velilerin ve manevi hekimlerin ruhları bedeni terk ettikten sonra oradan nurların nuruna yaklaşma mutluluğuna ererler. Yarı temizliğe ermiş ruhlar ise bir süre sıkıntı çektikten sonra manevi mutluluğa kavuşurlar. Kısacası (H.587 M.1191) yılında öldürülen Sühreverdi, ruh ve Ahlak temizliğine önem vermiştir.
|