Allah Korusun!
PKK lideri KARAYILAN’ın, “20 eylül tarihine kadar ateş kes kararı aldık” demesinin ardından teröristlerle çıkan çatışmada, Hakkari – Şemdinli İlçesi Konur Köyü Jandarma Karakolu’nda görev yapan Jandarma Uzm. Onb. Emrah YALIM şehit oldu. Kozan’ın Çobanpınarı (Köreken) Köyü nüfusuna kayıtlı şehidimize Allah rahmet etsin.
Daha bir ay öncesinde Acarmantaş Köyünden bir şehit vermiştik. Hatırladığıma göre 2010 yılı içinde şehit olan Kozanlı askerimizin sayısı 5 oldu sanıyorum. Şehit olmak, vatan için savaşan her Türk gencinin ölümlerinin en yüksek mertebesidir.
Şehit sayılarında Kozan, tüm ilçeler arasında birinciliğe mi koşuyor?
Bu olay nedeniyle tekrar soruyorum:
Kozan ve köylerinden olup ta askerlik görevini yaparken şehit düşenlerin isim listesi Kozan ilgili makamlarında var mı? Var ise; Adı Soyadı, ölüm tarihi, defnedildiği mezarlık, ölüm yeri ve nedeni vb. bilgi istatistiklerinin halkımızın görebileceği bir yere, örneğin Kozan Mezarlığındaki Şehitliğe, kalıcı harflerle bir panoya yazılamaz mı?
Eski Bakanlardan Kürşat TÜZMEN ’e Kozan’da katıldığı, mayıs/2010 ayındaki, şehit cenaze töreninde yapılan taşkınlık nedeniyle olsa gerek, son iki cenaze töreninde törenler Kozan yerine Adana’da yapılmaktadır.
Cenaze namazına arkadaşlarının, akrabalarının ve hemşerilerinin katılamadığı bu törenler, daha ne kadar süreyle, il merkezinde yapılmaya devam edecektir?
Allah Korusun ve Allah tekrar aynı acıları yaşatmasın!
Kozan’da veya Köy camiinde cenaze namazlarının kılınacağı günün yakın olacağı ümidinde olduğumu belirteyim.
“Şehitler ölmez, Onlar yüreğimizdedir.”
Benim büyük oğlum da Şemdinli’de askerlik görevini yapmıştı. Askerliği süresince, akşam TV. haber bültenlerini kaçırmaz, teröristlerle tüm çatışma haberlerini saatler boyu tarardık. Çok heyecan ve sabırla bekledik askerliğin sona ermesini. Çok şükrettik, oğlumuz eve sağlam döndü diye. Yüreğimiz yanar, her şehit haberini işitince…
Şehit Emrah YALIM nur içinde yatsın. Ailesine ve dostlarına Allah sabırlar versin.
Eski DTP partisi başkanı ve eski milletvekili Kürt Ahmet TÜRK, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eş başkanlığına atandı İmralı Canisi tarafından. Kongre, Kürt üyelerin katılımıyla toplanmış ve DTK Daimi Meclisi tarafından alınan karar Ahmet TÜRK tarafından açıklanmıştır. Açıklamaya göre:
“Özerk Kürdistan çözüm önerisi daimi meclisimiz tarafından esas alınmaktadır. Birlikte yaşam projesidir bu. Demokratik Özerklik Projesi ile ilgili bir çalıştay düzenlenecek ve sonuçlar kamuoyu ile paylaşılacaktır.”
Adamlar, adım adım, Özerk (sonra Bağımsız) Türkiye Kürdistanı’nı kurmaya doğru gidiyorlar!
Karınlarını Türkiye Cumhuriyet Devletinin verdiği maaşla doyurup, yurdumuzun tüm olanaklarından yararlanarak yapılan bu çalışmalar ayrışmaya doğru gidiş değilse, nedir?
* * *
Sendika Üyesi Olmak
Ülkemizde çok partili sisteme geçiş yılı olan 1950 yılından sonra sendikalar, toplu iş sözleşmesi ve grev ve lokavt ile ilgili yasalar ve uygulamaları gelişerek devam etti. Özellikle, sosyal sigortalara, sendikalara ve iş mahkemelerine ilişkin yasaların çıkarıldığı bilinmektedir. Taa ki, 12 eylül 1980 İhtilali olana dek.
Eksik veya fazla yönleriyle yaklaşık 30 yıl(1950-1980) Türkiye çalışma yaşamında sendikalar ve toplu görüşmeler çok önemli rol oynadılar.
1982 Anayasası’nın kabulünden sonra işçi haklarında getirilen kısıtlamalar sendikal özgürlüğü zedeledi.
Şimdi bir açıklama yapılıyor:
“Referandum günü, İşçilerimize birden fazla sendikaya üye olmak özgürlüğünü getiriyoruz”
Ben bu cümleden bir şey anlamadım.
Örnek veriyorum: Ben, çalıştığım işyerinde yetki almak isteyen birden fazla sendikaya üye olursam, örneğin üç sendika olsa, hangi sendika yetki sahibi olacak?
Mevcut Toplu İş sözleşmesi ve Grev ve Lokavt Yasası’nda sendika üyelerinin sayılarını saptamak görevi “Çalışma Bakanlığı Bölge Çalışma Müdürlüğü”’nündür.
Üye sayımında aynı isim birden fazla sendika kayıtlarında yer alırsa, sendikal yetki nasıl saptanacak? Kargaşa ortamı doğmayacak mı?
Yetki alacak sendika işverene toplu sözleşme çağrısı yapacak ve toplu sözleşme görüşmesi prosedürü başlayacaktır.
Gençlik yıllarımda, büyük bir işçi sendikasında iki yılı aşkın “toplu iş sözleşmesi uzmanı” görevinde çalışmış olmam, beni bu uygulama konusunda karamsarlığa sürüklüyor!
Siz ne dersiniz?
* * *
Eski kitapları oku!
İlkokula başladığımdan bu yana ders kitapları ile birlikte; hikâye, roman, arkeoloji, tarih, ekonomi ve felsefe konulu yerli ve yabancı kitapları okuma alışkanlığım hâlâ devam etmektedir.
Yeni kitapları da okumak hedef olmakla birlikte eski kitapları okumak bana ayrı bir zevk vermektedir. Eski Türk yazarları, klasik Rus, Fransız ve eski Yunan yazarlarının eserleri tercihimde öncelik kazanır. “Eski kitapları oku, eski dostlara güven” diye bir deyiş vardır desteklediğim.
Bugün, 2500 yıl önce yaşayan(M.Ö. 5. Yüzyıl) eski Yunan filozoflarından Platon(Eflatun)’un son kitabı olan Yasalar’dan küçük bir bölümü Sizlerle paylaşmak istiyorum. Platon, İnsan, Toplum, Yönetim Biçimi, Yönetici, Devlet ve Yasa altıgenini kendi felsefe üslubuyla inceler. 2500 yıl öncesinden günümüze ışık tutar. Karşılıklı konuşmalar (diyalog) şeklindeki eserden aktaracağım pasaj şudur:
“ATİNALI: Şimdi düşün bakalım, devletimizi kimlere bırakmalıyız? Nitekim bazı kentlerde şu durum binlerce kez görülmüştür. İktidar iç savaş çıktığında, kazananlar devlet işlerini öylesine ele geçirmişlerdir ki, yenilenleri, ne onları ne de çocuklarını yönetime katmamışlar, onlardan biri yönetime gelip de eski kötülükleri anımsayıp baş kaldırmasın diye birbirlerini kollayarak yaşamışlardır. İşte biz diyoruz ki, bu bir yönetim biçimi değildir, tüm kentin yararını göz önüne almadıkları için de yasaları doğru yasalar değildir; belli bir kesimin hizmetinde olan yurttaş değil, partizandır ve bunların adaletine adalet demek de boşunadır. Bunları şunun için söyledik: şu senin kentinde yetkileri birine zengin olduğu için, ya da güç, boy bos, soyluluk bir şeye sahip olduğu için vermeyeceğiz. Buna karşılık, çıkarılmış yasalara en çok uyan ve kentte böyle bir zafer kazanmış olan kişiye tanrının bu en büyük hizmetkârlığı öncelikle verilmelidir; ikinci sıradaki de ikinciye verilmeli, ve bu yolla herkese sırasıyla dağıtılmalı, “Yöneticiler” denenlere şimdi “yasaların hizmetkârları” adını vermem, yeni bir ad bulmak hevesiyle değil; bir kentin kurtuluşunun ya da yıkılışının her şeyden çok buna bağlı olduğunu düşünüyorum da ondan. Çünkü bir devlette yasa güçsüzse ve çiğneniyorsa, bence yıkılış yakındır; ama yasa yöneticilerin üstündeyse ve yöneticiler onun kölesi ise, devlet kurtulur ve tanrıların kentlere verdiği bütün nimetlere kavuşur. ... ”
Antik Ege’de Aristo, Sokrates, Platon, Sophokles, Thales, Euklides gibi filozoflardan bugüne sadece felsefi düşünce analiz yöntemleri değil, geometri, matematik teoremleri de miras olarak kalmıştır.
30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlarım değerli okuyucularım.
Sağlıkla Kalınız… |